Zincirleri kıran kadın işçiler

Nuran GÜLENÇ – Sendika Uzmanı

Sendikalar, işçilerin haklarını korumada ve çalışma koşullarını iyileştirmede en önemli güçlerden biri. Örgütlü yapıları sayesinde işyerlerinde İş Kanunu’nun uygulanmasını denetler, toplu iş sözleşmeleri yoluyla işçilerin lehine düzenlemelerin hayata geçmesini sağlarlar. Türkiye’de 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu ile belirlenen, koşulları sağlayan işçi sendikaları ile işveren veya işveren sendikaları masaya oturarak çalışma koşullarını işçilerin talepleri doğrultusunda tekrar gözden geçirir ve bağlayıcı toplu sözleşmeleri imzalar.

Ancak, bu süreçlerin nasıl şekillendiği ve hangi taleplerin öncelikli olarak masaya getirildiği konusu, sendikaların erkek egemen yapısıyla yakından ilişkilidir. Kadın işçilerin çalışma hayatında karşılaştığı sorunlar, genellikle erkek işçilerin talepleri ve çıkarları doğrultusunda şekillenen sendikal politikalar tarafından görünmez. Kadın işçilerin çalışma yaşamında yüz yüze oldukları sorunların görünmesi için kadın talepleri görünür yapacak bir kadın yapısı ve bu politikaları hayata geçirecek bir sendikal kararlılık gereklidir.

Çalışma yaşamı, toplumun geneline hâkim olan patriarkal iktidar ilişkilerinin belirleyiciliği altındadır. Bu, cinsiyetçi iş bölümü, ücret eşitsizliği, iş yerinde şiddet ve taciz, alınmayan sağlık ve güvenlik önlemleri gibi sorunlarla birlikte kadın işçilerin karşılaştığı ayrımcılıkların temelini oluşturur. İşe alımdan işten ayrılmaya kadar cinsiyetçi yargılar her aşamada kadınları cinsiyet temelli ayrımcılığa maruz bırakır.

Bununla birlikte, toplumsal cinsiyet rolleri ve ev içi şiddet gibi sosyal sorunlar da kadınların iş hayatındaki varlığını etkiler. Kadınlar, evde ve işte farklı roller ve sorumluluklar yüklenerek iş yaşamında erkeklerden farklı risklerle karşılaşır. Bu nedenle işçi sınıfı homojen bir yapı değildir; içinde kadın-erkek ayrımının yanı sıra, engelliler, gençler ve göçmen işçiler gibi dezavantajlı grupların deneyimlediği çeşitli eşitsizlikler ve ayrımcılıklar barındırır.

Sendikaların erkek egemen yapısı, patriarkal ilişkiler, kadın işçilerin sorunları üzerinden kadınlara ulaşmada engeldir. Sendikaların kadın işçileri örgütleyecek bir perspektifi sahip olması için bir kadın çalışması ve kadın örgütlenmesini gündeme alması gerekir. Değişimi de istemesi gerekir.

Kadın işçilerin yok sayıldığı sendikalarda toplu sözleşmelerin erkek işçilerin taleplerine odaklanır. Bu durum, kadın işçilerin çalışma koşullarının iyileştirilmesi ve eşit haklara erişimi konusunda ciddi engeller yaratıyor.

Kadın işçilerin çalışma hayatındaki eşitsizliklerinin görünür kılınması ve çözümüne yönelik taleplerin ve kendilerinin toplu sözleşme süreçlerinde yer alması, sendikaların erkek egemen yapısını sorgulamasıyla mümkündür. Sendikaların, sadece erkek işçilerin değil, kadınların ve diğer dezavantajlı grupların taleplerini de dikkate alan kapsayıcı bir yapıya dönüşmesi, işçi sınıfı içindeki eşitsizlikleri görmek ve buna yönelik politikalar üretmekle mümkündür. İşte o zaman. Sendikaların işçi sınıfının tamamının haklarını koruma ve geliştirme hedefinden söz edilebilir.

CİNSİYETÇİ ÜCRET FARKI

Özellikle cinsiyetçi ücret farklarının giderilmesi, iş yerinde şiddet ve tacizin önlenmesi, kadınların sağlık ve güvenlik ihtiyaçlarının karşılanması, ayrımcılıkların önlemesi, toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlayacak adımların atılması gibi konular, toplu sözleşmelerin temel gündem maddeleri haline gelmelidir. Kreş hakkının düzenlenmesi ebeveyn izinlerinin düzenlenmesi cinsiyet rollerinin yeniden daha eşitlikçi bir yerden kurgulanmasını sağlar.

Kadın işçilerin örgütlenmesi, sendikalara katılımının artması ve sendikalarda temsil haklarının güçlendirilmesi, erkek egemen yapının kırılması için önemli adımlardır. Kadınların sendikalarda daha görünür ve etkili olmaları, çalışma koşullarının iyileştirilmesinde kadınların taleplerinin dikkate alınmasını sağlar. Bu da çalışma hayatında daha eşitlikçi, adil ve insan onuruna yaraşır bir ortam yaratılmasına katkı sunar.

OLUMLU BİR ÖRNEK

Erkek egemen yapısı ile Birleşik Metal-İş Sendikası’nın ortaya koyduğu irade bu anlamda ülkemizde olumlu bir örnektir. Kadın işçilerin daha görünür olduğu, taleplerinin toplu sözleşmelere yansıması, kadın işçilerin yaşadığı sorunlara yönelik politikalar oluşturulmasına yönelik irade var. Ülkemizde birçok sendikada kadın işçilerin sendikalarda temsilinin sorgulandığı, taleplerinin görünür yapılması yönünde bir çabanın da olduğunun altını çizmek gerekiyor. Bu durum da gelecek açısından oldukça umut vadediyor.